15 Ekim 2010 Cuma

OSMANLI PADİŞAHLARI

ORHAN GAZİ (1326-1362)
Saltanat Sırası:2
İkinci Osmanlı padişahı. 1326'da, babası ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'in vefatıyla tahta geçmiş, Osmanlının beylik döneminden devlet olma sürecine doğru olan atılımlarında büyük rol oynamış, Osmanlı devlet teşkilatının kurucusu olmuştur. Padişahlığı döneminde Ankara, Bursa ve Rumeli Osmanlı topraklarına katılmış, Marmara ele geçirilmiştir. Yaya adındaki ilk sürekli ordunun, Divan örgütünün, vezirlik teşkilatının, vakıf sisteminin ve adli teşkilatın kurulması, ilk Osmanlı yasalarının toplattırılması, gümüş para bastırılması, ilk kadı ve subaşı atamalarının yapılması, sancaklara kadıların gönderilmesi, İznik'te ilk medresenin açılması Orhan Gazi döneminde gerçekleşen önemli olaylardır. Orhan Gazi, babası Osman Gazi'den 16 bin km² olarak devraldığı toprakları oğlu Murad Hüdavendigar'a 95 bin km² olarak devretmiştir.1288'de Söğüt, Bilecik'te dünyaya geldi. Babası Osmanlı Devleti ve hânedânının kurucusu Osman Gâzi, annesi Şeyh Edebâli’nin kızı Mal Hâtun'du. Küçük yaştan itibaren büyük bir disiplin içinde yetiştirildi. Şeyh Edebali ve Dursun Fakih gibi bilginlerden ders alan Orhan Gazi, küçük yaşlarda Bizans'la olan savaşlara katılmaya başlamıştı. Kumandanlık ve devlet idaresi gibi konularda tecrübe kazanmaya başlayan Orhan Gazi, babasının sağlığında beyliğin yönetim işlerinde etkin biçimde görev alıyordu. Orhan Gazi, o dönemde Bilecik valisiyle nişanlı olan ve daha sonra alayı tutsak edilen Yarhisar valisinin kızı Holofira ile 1299 yılında evlendi. Holofira daha sonra Nilüfer adını aldı. Nilüfer Hatun, Osmanlı hanedanına giren ilk yabancı kökenli gelindi. Orhan Gazi'nin daha sonra üçüncü Osmanlı padişahı olan oğlu Murad Hüdavendigar, Nilüfer Hatun'dan dünyaya geldi.
Osman Bey, 1311 yılında Orhan Bey'e Sultanönü ve çevresinin yönetimini verdiğinde Orhan Gazi henüz 23 yaşındaydı.



14 Ekim 2010 Perşembe

OSMANLI PADİŞAHLARI

OSMAN GAZİ (1299-1326)
Saltanat Sırası:1
1258'de Söğüt'te, Ertuğrul Gazi ve Hayme Hatun'un çocukları olarak dünyaya gelen Osman Gazi, 1281 yılında Söğüt'te Kayı Boyu'nun yönetimine geçti. Henüz 23 yaşındayken Kayı Boyu’nu yönetmeye başlayan Osman Gazi’nin, aşiretin önemli kişilerinden biri olan Ömer Bey'in kızı Mal Hatun ile yaptığı evlilikten, kendisinden sonra Osmanlı'nın başına geçecek oğlu Orhan Gazi adında bir oğlu oldu. Osman Gazi’nin daha sonra evlendiği, Ahi Şeyhleri’nden Edebali'nin kızı Bala Hatun'dan da Alaeddinadında bir oğlu vardı.
1283 senesinde babası Ertuğrul Bey'in ölümü üzerine onun yerine Anadolu Selçuklu Devleti'nin uçbeyi olan Osman Bey, beyliğini başına geçtikten sonra ilk iş olarak,Türkmen boylarını etrafında topladı. İlk Osmanlı savaşı olarak bilinen, 1284senesindeki, Bursa'nın İnegöl kazasına 10 km uzaklıkta bulunan Hamzabey köyündekiErmeni-Beli savaşında, Osman Gazi’nin yeğeni Baykoca şehit düştü. Takip eden sene Osmanlı tarihindeki ilk kale fethi olan Kulaca Hisar'ın fethi gerçekleşti.
Osman Bey, büyük uçbeyi olduktan sonra isyanlar, kargaşalar ve taht kavgaları içinde olan Bizans’ın durumunu değerlendirerek, İmparatorluk üzerindeki faaliyetlerine başladı. Selçuklu Sultanı III. Alaüddin Keykubad’ın, Eskişehir ve İnönü bölgelerini Osman Gazi'ye vermesinin ardından, 1291 yılında İnegöl Tekfuru ile savaşıpKaracahisar'ı alarak, Sakarya taraflarına akınlar düzenleyen Osman Gazi, amcası Dündar Bey’i, Bizans Tekfurları ile ilişki kurduğu için1298 yılında öldürttü.
Karacahisar, BilecikYarhisar, İnegöl ve Yenişehir'i Osmanlı topraklarına katmasının ardından 1288'de beyliğin başkentini Bilecik'e taşıyan Osman Gazi, birçok tarihçi tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş tarihi olarak kabul edilen 1299'da "büyük uçbeyi" oldu.
Bizans ile yapılan ilk savaş olan Koyunhisar Savaşı'nın kazanılmasıyla, Osman Bey'in adı ve Osmanlı BeyliğiAnadolu çapında tanınmış oldu. Buna dayanarak bazı tarihçiler, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş tarihi olarak 1299 yerine, Koyunhisar Savaşı'nın kazanıldığı 27 Temmuz 1302 olarak kabul ederler. Savaşın bir başka sonucu da Anadolu'dan, Osman Bey'in safında savaşmak üzereBatı Anadolu'ya yapılan ve Osmanlı’nın ilerlemesini hızlandıracak sonuçlar doğuran göçler oldu.


18 Mart 2010 Perşembe

BİLEĞİNDEKİ KUVVET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR

   Üstteki fotoğraf TBMM de olan bir kavgada çekilmiş.Görüntü yabancı değil,peki bu meclislerimizde yaşanan ilk kavga mı? Hatırladığımız kadarıyla ilk kavga değil.Peki hatırlamadığımız...
Osmanlı Meclisi'nde olan kavgalardan ilki Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaşanmıştır.Sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile üçüncü vezir Hüsrev Paşa'nın 28 Kasım 1544'te Divan-ı Hümayun'da birbirlerine hançer çekerek saldırmaları sonucu azledilmeleri ve bundan dolayı çok üzülen Hüsrev Paşa'nın menfasında açlık grevi yaparak intihar etmesidir.

15 Mart 2010 Pazartesi

GERÇEKLERE EL'VEDA'

Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği Veda Filmi produksiyonu ve duygusal yoğunluğuyla etkileyici bir çalışma.Bununla birikte çarptılmış aktarmalardan,yanlış ve eksik bilgilenmekten önemli yanlışlar bulunuyor.
Zübeyde Hanım:Atatürk'ün annesi, Selanik ortamında Zübeyde Molla olarak tanınırmış.Oysa filmde tavrı,giyim kuşamı hele çoğu sahnede başının açık olması mollalığı/dindarlığı ile çelişiyor.Bu sahneden biriside oğlunu karşılamak için saçı açık olarak sokağa çıktığı andır.Bu, o dönem için imkansızdı.
Sarıklı Çocuk:Sarıklı mahalle mektebi çocukları yanlış çünkü sarık sarmak için en azından hocalık, imamlık derecelerine ulaşmak gerekiyordu.

9 Mart 2010 Salı

SADRAZAM RUM MEHMET PAŞA

29 Mayıs 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması Avrupa da ve Dünya da büyük şaşkınlık yarattı.İslam dünyasında ise bayram havası vardı.Kahire'de Memluklular günlerce fener alayı tertip ettiler,Güney Hindistan'a egemen olan Timur'un torunları elçi göndererek İstanbul'un Fatihi'ni kutladılar,Abbasi Halifesi, İstanbul'un fethinde şehit düşenlerin ruhlarına bütün camilerde Kur'an okuttu.Dünya ayağa kalktı;şaşkınlık ve saygıyla selamladı bu büyük fethi ve onun 21 yaşındaki fatihini.İstanbul'un fethinden sonra halledimesi gereken en önemli konu şüphesiz Çandarlı meselesiydi.Fatih Çandarlı Halil Paşa'dan çok çekmişti.Şehzade iken babası 2.Murat'ın Manisa'da tespihe oturması üzerine iki kez devletin başına geçme fırsatı yakalamış ancak Çandarlı gibi Paşaların"Devlet'in varlığı tehlikede."demeleri üzerine padişahlığı tekrar babasına teslim etmek zorunda kalmıştı.Neticede Fatih Çandarlı'yı idam etti.

3 Mart 2010 Çarşamba

Türk Olmak

Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.


Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.